11111$type=grid$meta=0$readmore=0$snippet=0$count=4$show=home$cate=0$tbg=rainbow

2222$type=ticker$meta=0$readmore=0$snippet=0$columns=5$show=post

33333$type=carousel$columns=4$show=home

4444[Sinema Yazıları]_$type=three$author=hide$comment=hide$rm=hide$date=hide$show=home

Kitaplardan Beyazperdeye ; Distopya

________________________________________________________________________________________________________________________


Distopya nedir ?


  Tarihçesine bakacak olursak  ilk kez John Stuart Mill tarafından kullanılan Yunanca bir terimdir. Kelime anlamı olarak, ütopyanın-olması hayal edilen güzel  yer- karşıtı olarak totaliter ve baskıcı toplumu ifade eder. Teknolojinin yükseldiği, insanlığın giderek teknolojiye bağımlı hala geldiği bir düzen ve değişmeyen değişse de diğeriyle aynı olacak üst yapı, gerçekçi bir şekilde ele alınır. Devlete karşılıksız itaat söz konusudur. Suçun hüküm sürdüğü, yeniliklere yenilen bir toplum ve karamsar bir gelecek; Yanı Ütopyanın hayalperestliğine bir tokat gibidir, distopya.
  İnsanlığı, bu denli karamsar ama bir o kadar da gerçekçi bakış açışına yönelten: İkinci Dünya Savaşı ve sonrası yaşananlar baskıcı rejimlerdir. Toplum bilimine ait bu terim zamanla kitaplara daha sonra da filmlere konu olmaya başlamıştır.
  Bilimkurgunun bir alt dalı olarak ele alınan distopik filmler kendi arasında; apokaliptik, post-apokaliptik, sahte ütopik, totaliter, siberpunk, yaratık tabanlı vb. türlere ayrılır. Aslında hepsi Apokaliptik (kıyamet sonrası) edebiyatına dayanır. Ve sonuç olarak hepsinde kaosun olduğu bir toplum anlatılır.
  Kitaplardan uyarlanmış distopik filmler denilince akla birçok film gelebilir; ama naçizane benim aklıma üç film geliyor:  George Orwell’ın 1984 (Nineteen Eighty-Four)’ü, Kafka’nın Dava’ sı ve Anthony Burgess’ın Otomatik Portakal’ı. 





GEORGE ORWELL’IN  1984 (Nineteen Eighty-Four) ‘Ü

Filmin Konusu: Büyük savaşlar sonunda dünya üç kutuplu bir yapıya ayrılmıştır: Avrasya, Okyanusya ve Doğu Asya olarak. Ve bunlar sürekli bir savaş halindedirler. Baştaki Büyük Birader ve İngiliz sosyalizim partisi büyük bir korku imparatorluğu kurmuştur. Eski tamamen unutturulmaya çalışılır. Filmin başkahramanı W. Smith farkında olmadan tarihin yok edilmesine yardımcı olur. Bunu farkına vardığında kendini sorgulamaya başlar. Çocukların babalarını dahi düşünce suçundan şikayet ettikleri bir toplumda cinsel dürtüler tamamen yasaklanmıştır. Baskı rejimine rağmen W. Smith, Julia aşık olur. Ve içindeki yılgınlığın bir başkaldırıya dönüşmesi için O’Brien’le yolları kesişir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Yönetmen: Michael Radford
Senarist: Michael Radford
Yapımcı: Simon Perry
Oyuncular: John Hurt, Winston Smith rolünde, Richard Burton, O'Brien rolünde, Suzanna Hamilton, Julia rolünde, Cyril Cusack, Mr. Charrington rolünde, Gregor Fisher, Parsons rolünde, Nick Lawton, Mr Posega rolünde.


Film Hakkında:  
      “Geçmişe ve geleceğe, düşünce özgürlüğünün olduğu ‘Big Brother’ çağından, çift düşün çağından ölü bir adamdan, selamlar.”  diye yazar Winston Smith, her daim gözü insanlığın üstünde olan dev ekranları görmediği küçük bir köşede. Bir şeyler yanlış gidiyordur. W.Smith farkındadır ama harekete geçmeye mecali yoktur. Ta ki Julia ile karşılaşana kadar. Cinsel dürtülerin dahi yasaklandığı insanların bir makine gibi görüldüğü George Orwell’ın 20’li yıllardan bugüne ışık tuttuğu “1984” romanı 1984 yılında Michael Radford tarafından senaryolaştırılmıştır. Romanda anlatılan dönem ilk başta 1980’lı yıllar olarak seçilmiştir. Ancak Orwell’ın hastalığı yüzünde romanın tamamlanması gecikmiştir.  Orwell romanı 1948’in son iki rakamını değiştirerek romanın zamanını 1984 olarak belirlemiştir. Kitabın ismi de bu şekilde ortaya çıkmıştır. Orwell romanda ince ayrıntıları ve insanın yaşadığı duyguyu o kadar güzel anlatmıştır ki kitabı okuduktan sonra film size biraz eksik gelebilir. Kitaptan filme uyarlanan senaryolarda büyük eksikliklerin olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir; Ancak filmi konun ağırlığı ve anlatımdaki yoğunluk göz önüne alıp kitaptan ayrı  bir senaryo şeklinde gözetirsek bize daha çekici gelebilir. Bu özellikle 1984 filmi için su götürmez bir gerçektir.  Kitapta yer alan bazı bölümler filmde yoktur. Mesela; Julia ve Winston Smith’in birbirlerine zorla ihanet ettirilmesinden sonraki ilk diyaloglar değiştirilmiştir. Kitapta daha yoğun söylemler vardır. Yine filmde Winston Smith’ın karamsar havası tam olarak verilememiştir. Ama hakkını vermek gerek Bence başroldeki John Hurt  filme çok yakışmış. Ayrıca dönemin şartlarının zorluğu ve romanın yazıldığı tanrısal bakış açısının senaryolaştırılmasındaki zorluk göz önüne alındığında film fena sayılmaz. Işık sisteminde kullanılan tekniklerle yansıtılan karamsar hava da göz önüne alındığında izlenmeye değer distopik bir film.
   Film,1985 yılında İstanbul Film Festivali’nin ilk Altın Lale ödülünü kazanmıştır. Yakın bir zamanda tekrar çekilmek istenmiştir. Ancak henüz bununla ilgili bir çalışma yoktur.  
[next]




KAFKA’ NIN DAVA(LE PROCES)’ SI

Filmin Konusu: Josef K. , bir sabah kalktığında İşlemediği bir suçtan tutuklamak üzere kaldığı pansiyona  gelen iki memurla karşılaşır. Oysaki kendisi bir bankada çalışan zararsız bir memurdur. İlk başta bunları bir şaka zanneder ancak öyle olmadığını öğrendiğinde işler karışır. Çünkü neyle suçlandığı belli değildir. Üstelik kendisini savunacak bir mahkeme dahi ortada yoktur. Tutuklamıştır. Ancak rahatça günlük hayatını devam ettirebilir. Josef, Zamanla bir saplantı haline gelen davasının gerçek mahiyetini anlayabilecek midir? Aslında dünyanın koca bir mahkeme olduğunu kavrayabilecek midir?  Kafka ‘nın kaleminden çıkan ve Orsan Wellles tarafından senaryolaştırılan  Josef K ‘nın absürt öyküsünü izleyeceksiniz.

Yönetmen: Orson Wellles
Yapımcı: Alexander Salkind ,  Michael Salkind
Senarist: Orson Welles
Oyuncular:  Anthony Perkıns( josef K) , Jeanne Moreau, Romy Schneıder

Film Hakkında:
    Fransız, İtalyan, Almanya ortak yapımı olan Oron Welles tarafından senaryolaştırılıp, siyah beyaz çekilmiştir. Kafka’nın kalemindeki karamsarlık  Orson Welles’ın kullandığı önemli  tekniklerle hayat bulmuştur. Filmin giriş sahnesi üsten çekilmiştir. Böylece  hayatın büyüklüğü ve insanın küçüklüğü vurgulanmıştır. Ve bunun yanı sıra  bütün filmin siyah beyaz olması hayatı boyunca babası tarafından kararlarıyla yargılanan Kafka’nın netlik konusundaki ikilemine gönderme yapılmıştır. Bence  başrol oyuncusu Anthony Perkis filmin başından sonuna kadar Kafka’nın romanlarındaki ruh halını başarıyla canlandırmış.  Film boyunca yargılanmak için bir mahkeme arayan Josef K adeta toteliter rejime karşı bir başkaldırı halindedir. Ancak zamanla düzeni kabullenir. Ve yargılanmak için beklemeye başlar. Filmin distopik filmlerle bağlantısı da tam bu noktada devreye girer. Kitabın sonunda Kafka “ Utanç bizlerle ve bizden sonra yaşamaya devam ediyor.” cümlesiyle distopyaya yenilmişliği daha da vurgularken filmin sonunda Orson Welles jenerik sesiyle; alışmamaya, korkmamaya sevk eden söylemleri ve etkileyici sesiyle, insanlığı distopyaya karşı çıkmaya çağırır.  Film boyunca anlatılmak istenen bir nevi Aytmotov’un mankurtlaşmış insan modelidir. İnsanlar bir makine haline getirilir. Ve ne olursa olsun sistem haklıdır. Sonuç olarak yok olan sistem ve insan eleştirisi başarılı şekilde yansıtan film, kitaptan uyarlanmanın zorluğuna  rağmen dönemin şartları da göz önüne alındığında izlenmeye değer.

[ Mankurt Efsanesi: Cengiz Aytmotov romanlarında geçen bir efsanedir. İnsanların kafalarına sıcak ceylan derisi yapıştırılır. Saçları içe doğru büyür ve zamanla insan geçmişini ve geleceğini unutur. Onu yöneten ne derse onu yapmaya başlar. Sonuç olarak makine haline gelir.  ]





ANTHONY BURGESS’IN OTOMATIK PORTAKAL ( A CLOCKWORK ORANGE)’I

Filmin Konusu:  İnsana ait değerlerin yok olduğu bir gelecekte dört arkadaşın cinsellik ve şiddet eğilimleri anlatılır. Bir süre sonra grubun başı Alex yakalanır. Ve insanlığa aykırı bir yöntemle cezalandırılır. Bir şiddet deneyine kobay olur. Deney sonunda serbest bırakılır ve şuça meyil ettiğinde   İnsanlara yaşattıklarını kendi de yaşmaya başlar, işler çığrından çıkar. Antony Burgerss’ın da dediği gibi dünya Alex için otomatik işleyen bir makine haline gelmeye başlamıştır.
Yönetmen: Stanley Kubrick
Senarist: Stanley Kubrick 
Oyuncular:   Malcolm McDOwell, Patrıck Magee, Mıchael Bates, Phılıp Stone
Film Hakkında:
“ Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum” diyen,  Anthoney.  Sosyal kehaneti, karabasan geceleri ve sistemin bulduğu insanlık dışı çözümleri başarılı şekilde ele almıştır. Anthoney’in bu distopyası ile Kubrick’in başarılı yönetmenliği birleşince kült bir film ortaya çıkmış. 1971 de kitaptan uyarlanan Otomatik Portakal’ı distopyadan habersiz izlerseniz, içerisindeki şiddet ve cinsellik size fazla gelebilir. Ancak filme distopya çerçevesinden bakarsanız taşlar yerine oturacaktır. Kitapta kullanılan yakın geleceğin argosu şu anki toplum yapımıza bakıldığında bize fazla gelmese de o dönem için büyük yeniliktir. Görüntü kalitesi ve gelecek zaman vurgusu adına kullanılan; renkli saçlar, uzay görüntülü koltuklar filmi kitaba yaklaştırmış. Bunların yanı sıra filmde kullanılan müzikler olayları daha gerçekçi kılmış. Ayrıca başroldeki dört karakterin suç işlerken beyaz giymesi, suç ve otomatik makine arasında tezatlığı vurgulamış. Acaba kim suçludur ? Alex ve arkadaşları mı yoksa onları ve dünyayı otomatik makine haline getiren sistem mı? İyi bir distopya izlemek istiyorsanız Stanley Kubrick imzalı Otomatik Portakal tam da size göre.


İyi Seyirler..


Nurdan Baysal





Yorumlar

66666[Listeler]_$type=carousel$hide=home

Ad

10F10K,5,1isim10film,1,2016,8,A.Kemal Özmeral,2,Allied,1,Altın Küre,2,Assassin's Creed,1,Avengers,2,Begüm Aksoy,2,Brad Pitt,1,bt,4,Çerezlik,1,Çizgi Dışı,1,Derin İlke,1,Dizi,4,Diziler,8,Dosyalar,19,Emilia Clarke,1,Emre Akdağ,2,Esra Gezer,2,Evladiyelik,6,Festival,3,Fırat Dekin,28,Film Müzikleri,4,Film Önerisi,74,Fragman,45,Galaksinin Koruyucuları,1,Galeri,1,Game of Thrones,2,Gişe,1,Haberler,61,Handan Kıvrak,1,Haşim Yıldırım,1,Hızlı ve Öfkeli,2,Hobbit,1,IMDb,1,İnanılmaz Örümcek Adam,1,İrem Latif,2,Kamera Arkası,9,Listeler,11,Mad Max,1,Martin Scorsese,1,Neşe Şahin,34,Nurdan Baysal,2,Oscar,3,Oscar 2016,2,Oyuncu,1,Ödül,8,Pano,1,Penny Dreadful,1,Scarlett Johansson,1,Sineditör,9,Sinema,50,Sinema Yazıları,78,SineYorum,6,Son Umut,1,Star Wars,2,Walking Dead,1,Westworld,1,Will Smith,1,Yapım Aşaması,2,
ltr
item
Sineperest - sinema'sever ve hayalperest: Kitaplardan Beyazperdeye ; Distopya
Kitaplardan Beyazperdeye ; Distopya
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhweQUWStt9byC4KpKxNI_yGSh41aBZzWjTyXOAHDPbyxLIG5beFaowqkcsB1waQRDIZm1eQcUQBwvSdEptdtWYvN7KibOrmDr4y8dL36l8gA5JvyMfdSo4iDUctt-vQ4jFKxSssXnVeyk/s1600/sineperest.jpg
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhweQUWStt9byC4KpKxNI_yGSh41aBZzWjTyXOAHDPbyxLIG5beFaowqkcsB1waQRDIZm1eQcUQBwvSdEptdtWYvN7KibOrmDr4y8dL36l8gA5JvyMfdSo4iDUctt-vQ4jFKxSssXnVeyk/s72-c/sineperest.jpg
Sineperest - sinema'sever ve hayalperest
https://sineperestcomm.blogspot.com/2017/01/kitaplardan-beyazperdeye-distopya.html
https://sineperestcomm.blogspot.com/
http://sineperestcomm.blogspot.com/
http://sineperestcomm.blogspot.com/2017/01/kitaplardan-beyazperdeye-distopya.html
true
5903711337534730984
UTF-8
Tümünü Göster Arama Başarısız Tümünü Göster Devam Cevap Cancel reply Sil By AnaSayfa Sayfalar İçerik Tümünü Gör Bunları Kaçırma! Etiket Arşiv SEARCH Tüm İçerik İçerik Bulunamadı AnaSayfa Sunday Monday Tuesday Wednesday Thursday Friday Saturday Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Azönce 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago Uzun Zaman Önce Takipçiler Takipçi THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy