Kış Uykusu (2014)
Imdb Puanı: 8,5
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbag
Cannes film festivalinde Yılmaz Güney'in Yol filminden sonra, 2014 yılında, Altın Palmiye ödülünü alan ikinci film olma özelliğini taşıyan film, Kapadokya'da çekilmiş olup Türk-Alman-Fransız ortak yapımı.
Haluk Bilginer'in ve Demet Akbağ'ın su götürmez usta oyunculuğu bir yana, Melisa Sözen de film içerisinde gerçekten devleşiyor.
Senaryo içerisinde tüm kurguyu sanki birebir yaşıyor ve gözlerinizi kırpmadan bu mükemmel gerçekçiliğe hayran kalıyorsunuz.
Filmin atmosferi büyüleyici ve film müzikleri sizi kurgunun içine çekmeyi kesinlikle başarıyor.
Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan'ın her filminde bulabileceğiniz o müthiş ezgileri taşıyor. Alt metinler, diyaloglar, çekimler içinize işleyecek cinsten.
Filmde Haluk Bilginer emekli bir tiyatrocu olan Aydın karakterini canlandırıyor. İsmiyle örtüştüğü üzere oldukça aydın bir kafa yapısına sahip bu adam, babasından yadigar butik oteli işletmek için Kapadokya'ya yerleşiyor. Kendinden genç ve mutsuz karısı, eşinden ayrılıp baba evine dönen ablası ile beraber bu kar altındaki şehirde uzun bir kış geçiriyorlar. Ailenin kış ortasında, İstanbuldan uzak, yeni bir hayata başladıkları bu şehirde yattıkları 'kış uykusunu' izliyoruz.
Bu metafor filme öyle güzel oturuyor ki, izledikçe hem senaryoya hem de yönetmenin başarısına imrenmeden edemiyorsunuz.
Kış uykusu, genel itibariyle bakıldığında bir ailenin, bir kasabanın dışa vurulmuş hazin hikayesi gibi. Egolu bir adamın kendiyle ve çevresiyle içsel savaşını, evliliğin nelere karşılık geldiğini, kendi aralarındaki kötülük ve iyiliğin irdelenişini, birbirinden çok farklı insanların bir arada yaşamaya zorlandığı o küçük yöreyi yansıtıyor sanki.
Fakat geniş açıdan ele alındığında film aslında ciddi bir de sosyolojik analiz içermekte.
(eser miktarda spoiler içerir)
İyi eğitimli, çağdaş bir adamın, özgürleşmeyi kabullenemeyerek değişimi sindirememesi, aşk yerine bir tutsaklığa razı oluşu, ne olursa olsun doğruyu savunması gereken imamın doğrular yerine toplumsal kabulü sağlamak adına el pençe af dilenişi, bir çocuğun öfkesi, onurunun törpülenerek sosyal yaşama sözüm ona 'uyumlandırılışı', bir sarhoş olarak nitelenen, sahiden de fakir bir adam için paradan daha öncelikli şeylerin oluşu filmde göze çarpan ilk yargılardan.
Filmde aynı zamanda bir insanın yardımseverliğiyle vicdanını temizlemeye çalışması, örneğin bir balığı yakalayıp sonra denize atmanın aslında bir iyilik değil bir 'lütufla' kendini yüceltme çabası olduğunu kabullenebilmenin gerçekliği de yüzümüze vuruluyor.
(eser miktarda spoiler içerir)
Toplumumuzun da tam anlamıyla içinde bulunduğu bu kış uykusunun daha iyi anlatıldığı bir filme daha rastlamanız şimdilik mümkün değil sevgili izleyici. Karşımızda gerçekten sağlam ve ayakları yere sağlam basan bir yapım var.
Şimdi sadece usulca arkamıza yaslanıp, temiz kafayla bu filmi sindirmek gerek.
Velhasıl deyim yerindeyse Kış uykusu için söylenebilecek son söz; 'ilik' gibi film. Yönetmenin ellerine, kameramanın omzuna, oynayanın bakışına, yazanın sözüne, izleyenin de dikkatine sağlık.
İyi Seyirler
N. Neşe Şahin
Soundtack: (Schubert's Sonata) D001
Fragman:





Yorumlar