The Imitation Game - Yapay Oyun
Imdb Puanı: 8,2
Yönetmen: Morten Tyldum
Oyuncular: Benedict Cumberbatch, Keira Knightley, Matthew Goode
Bilinmeze Dogru: Star Trek (2013), Hobbit: Smaug'un Çorak Topraklari (2013) filmlerinden ve daha da önemlisi Sherlock Holmes olarak tanıdığımız Cumberbatch, Ask ve gurur (2005), Karayip korsanlari - Ölü adamin sandigi (2006)'dan aşina olduğumuz Knightley ve Watchmen (2009)'de rol alan Goode, Yapay Oyun'da sakin, deyim yerindeyse steril bir oyunculuk sergiliyorlar.
Film genel anlamıyla 'dingin' bir tonda işlenmiş. Yapay Oyun'da 2. Dünya savaşı yıllarında Britanya'nın Nazi Almanya'sına karşı geliştirdiği bir savaş planından bahsediliyor. Bu plan askeri bir taktiksel harekattan ziyade aklın ön planda olduğu, stratejik bir hareket.
Almanların kullandığı Enigma isimli, savaşla ilgili tüm bilgilerin, iletişimin üzerinden aktığı bir şifreleme/ağ sistemi çökertilmeye çalışılıyor.
Britanya'nın ülke genelinden ciddi elemelerle seçtiği kriptografide, bulmacalarda, matematikte ve dil bilimde en iyi olanlardan oluşan bu takım, Enigma'nın şifresini kırmaya çalışıyor.
Film, bir Akıl Oyunları kadar zihinle oynamasa da farklı ve merak uyandıran bir konuyu olabildiğince iyi oyunculuklarla işlemeyi başarmış.
Film, matematikçi Alan Turing'in hayatından bir kesit sunmakta. Aslında bir biyografi olarak ele alınabilir.Savaş dönemini anlatan filmlere askerin gözünden, bir çocuğun gözünden, bir köylünün gözünden, bir kahramanın gözünden vs. bakmışlığımız var. Fakat bu filmi diğerlerinden ayıran şey, savaş devam ederken, savaştan izole şekilde işlenmesi.
Devlet eliyle oluşturulmuş bir kafa takımının, savaşa dahil olmadan savaş verişini izlemekteyiz.
Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması özellikle filmin sonunu olduğundan daha da etkileyici hale getiriyor. Sıkılmadan izlenebilecek, akıcı bir üsluba sahip film, süresi boyunca hem gerilimi hem gizemi dozunda tutuyor.
Devletin karanlık eliyle kurulan oyunlar, yine devlet eliyle kimsenin ruhu duymadan bozulabilir. Kendini en önemli sananlar aslında tamamen bir kukla olabilir. En çok bildiğini sanan kişi aslında en çabuk yanılabilir. Fakat tek bir şey asla değişmez şu dünya düzeninde.
'Olduğun gibi' olabilmek için daima bir bedel ödersin. Birileri mutlaka birileri üzerinde gücünü ispatlamaya çalışır. Ötekilere benzemeyenler o birileri tarafından hayatlarının belirli bir kısmında mutlaka sınanır. Maalesef dünyanın kirli ellerinde, sözü geçenlerin 'normal' diye çizdiği tuhaf sınırların çitlerine illa ki bir gün ya bir kol ya bir bacak kaptıracağız.
Bu filmde de kahramanımız, verdiklerinin karşılığında aldığıyla film izleyicisinin kalbine bir yumruyu oturtmayı başarıyor. Şuan şu satırları yazabiliyor oluşumu, okuyabiliyor oluşunuzu belki de borçlu olduğumuz insanlardan birinin hayatının nasıl noktalandığını izlediğinizde, etrafınızdaki insanlara bakışınızı değiştirmeniz gerektiğini bir kez daha fark ediyosunuz. Toplumun güçlü kesimi tarafından dayatılan standart profillerin aslında bir öneminin olmadığını, iç güdüsel olarak neden olduğunu bilmeden ön yargıyla yaklaştığımız insanların hayatıyla nasıl da umarsızca oynadığınızı düşünüyorsunuz.
Çünkü bu film boyunca, -eğer normal hayatınızda yapamadıysanız-, dünyanın 'değer' algısını, kahramanlığı, savaşların neden/niçin olduğunu, savaşları aslında gerçekten kimin/ne şekilde kazandığını farklı cevaplarla taçlandırıyorsunuz.
En iyi uyarlama senaryo akademi ödülü -2015-'nün sahibi olan filmi izleyin, izlettirin.
Çünkü film, tarihi bir utancın vicdanı. Bir özür gibi.
The Imitation Game, bir 'itibarın iade ediliş' filmi.
İyi Seyirler.
N. Neşe Şahin
Fragman:





Yorumlar