Reconstruction - Yeniden Sev Beni (2003)
Imdb Puanı: 7,4
Yönetmen: Christoffer Boe
Oyuncular: Nikolaj Lie Kaas, Maria Bonnevie, Krister Henriksson
Her Sey Güzel Olacak (2010), Spies & Glistrup (2013) filmlerinden tanıdığımız Christoffer Boe imzası taşıyan filmde yönetmen aynı zamanda Mogens Rukov ile birlikte senaryoda da karşımıza çıkıyor. Melekler ve seytanlar (2009)'dan Nikolaj Lie Kaas, Wallander (2005) filminden Krister Henrikson'ın yanı sıra Maria Bonnevie, Nicolas Bro gibi bir çok oyuncunun düğümlenen kurguda payı var. Oyunculuklar abartıya kaçmadan, karakteri ve gerçekliği olabildiğince yalın şekilde geçiriyor seyirciye. Dram/romantik türünde ele alınan 92 dakikalık film, oldukça akıcı bir şekilde dolduruyor süresini.
Filme genel bir bakış atacak olursak baş rolümüz Alex'ten bahsetmeliyiz öncelikle. O, düzenli sayılabilecek bir hayata sahip, kız arkadaşıyla mutlu, Danimarkalı bir genç adam. Durduk yere eve dönüş metrosunda içini bir anda ilk kez gördüğü Aimee'nin peşinden gitme arzusu kaplıyor. Dinliyor içindeki arzuyu, gidiyor ardından. Bu bir ilk karşılaşmadan daha yakın, bir eski dostluktan daha tuhaf bir sohbeti beraberinde getiriyor. Hani ' daha önceden tanıyor gibi ' olmak var ya, Alex'in zihni yalanlasa da kalbi bu cümleye inanıyor. Sanki birbirini iyi tanıyan insanlar gibi konuşmaya başlayan Alex ve Aimee, daha sonra yine görüşmek için ayrıldıklarında Alex için artık gidecek bir yer kalmıyor. Evi - yerinde değil. Komşuları - birer yabancı.
Her şey bu noktadan itibaren filmin içerisinde yeniden anlamlanmaya başlıyor. Kurgu, kancalarını zihninize taktığı anda aşk için her şeyi unutup sil baştan yeniden var olabilmenin ihtimalini sorguluyor. Bu soru işareti, akıp geçen sahnelerle, atmosferle, diyaloglarla pekişerek oturuyor göğsünüzün ortasına. 2003 Cannes film festivalinde altın kamera kazanan film, 2000'li yılların en iyi filmleri arasında sayılıyor.
Aslında deneysel bir film denebilir Yeniden Sev Beni için. Kopenhag'ın buğulu atmosferine, lacivert bir ceketin yakasındaki karanfil gibi yakışmış bir yapım bu.
Aşkın pelerini altında gizlenen gerilimi apaçık seriyor önünüze. Sorgulatıyor; hem aşkı hem aşık olunanı. Neyi sevdiğini aratıyor izleyicisine, nasıl sevdiğini bulduruyor, ayrıştırıyor, parçalıyor, kanatıyor bazen; lakin yarayı özellikle açık bırakıyor. Üzerine basmadan geçip gidiyor yanından.
Hani benzetecek olursak bir bardak kırılıyor sanki. Cam parçalarına basıp acımak olası, toplayıp geçmek de. Fakat film her iki ihtimale birden bakıyor. Aslında tam olarak bardağın bardaklığına, kırılmanın doğasına, parçaların bütününe bakıyor. Bardaktan dökülen su ise, kurgunun ince kıvrımıyla doluyor zihninize.
Durağan bir film sayılabilir Yeniden Sev Beni. Asla romantik çiftlerin mısırına arkadaş olacak filmlerden değil. Eylül yakasını düzeltip gitmeye yeltenirken, tam da bu mevsimde serin bir akşam üstü, güzelce üşümek, güzelce düşünmek, güzelce sevebilmek için bir film.
Belki küçümseyebilirsiniz bu aşkı, belki saçma bulabilir bir kenara fırlatabilirsiniz önünüzden. Yeniden Sev Beni, aşkın en basit ve düz haline en güzel soruyu soran, göndermeleri başarılı bir film. Kaliteyi farkta, kurguda ve diyaloglarda arayanlar için çerez tabağında bir kaju olmasa da badem olacak cinsten.

Filmler hayattan parçaları anlatabilir yahut direkt olarak hayatı anlamlandırmanızı sağlayabilir. Bazen tanımları açıklar bazen de yeniden bir tanım üretir. Ama asıl olan kurgudur. Gerçeğe yakınlığından etkilenirsiniz bazen, camdan baksanız göreceğiniz ilk yüze benzer.Bazen hiç olmayacak oluşu cazip gelir, dokunmadan geçer gider hayatınızdan. Bazen hiçbir şeye benzemez ama tanıdıktır karanlık odalarınızın birinden. Bazı filmler malumun ilanıdır. Bazısı içimizde kalanları haykırır. Bazısı olmadık bir fikir eker dimağlara. Bu filme gelince, 'Yeniden Sev Beni' tamamen ruhunuzun anlayacağı dilden konuşuyor.
Cesareti, ilişkileri, aşkı, seçimleri, tereddütleri, korkuları, kaçışları, özrü, pişmanlığı konu alıyor. Kurgunun belki abartılı bulabileceğiniz karmaşıklığı, kendi içinde düzeni olan kaos gibi, odanın orta yerine yığılmış kıyafetlerin meydana getirdiği kasti bir dağınıklık gibi,mantıkta değil, hissiyatta karşılık buluyor.
Mr. Nobody yahut Closer filmlerinin izleyicisi olduysanız ve üzerine bir de sevdiyseniz, benzer bir tat hissedeceksiniz demektir. İhtimallerin, kaderin ve seçimlerin iç içe geçerek keskin köşelerle işlendiği filmin kurgusuna kapıldığınızda, kendinizi izler gibi aynada, gözlerinizi kırpmanıza fırsat vermeksizin tamamlıyor kendini.
Her film izleyicisinin beyaz perdesine çarpan görüntüden çok, anlamlandırdığı ruh durumu, bilinç düzeyi, mantık akışı yahut beklentisiyle doğru orantılıdır. Siz bu filme ne koyarsanız onu alıyorsunuz işin açıkçası. Kendinize en çok neresini benzettiyseniz, o yanından çekiyorsunuz filmi üzerinize.
Özet cümlesi de yine yapımın içerisinden geliyor:
''Bu bir film. Hepsi kurgu. Ama yine de acıtıyor.''
Bana sorarsanız eğer, hani ne diyordu Nazım Hikmet:
'' Anlamak sevgilim,
o; müthiş bir bahtiyarlık.
Anlamak; gideni ve gelmekte olanı ''
Konu tam olarak şu 'anlayabilmek ' meselesi...
Keyifli Seyirler.
Nur Neşe Şahin
fragman:


Yorumlar